This is an example of a HTML caption with a link .

1 Şubat 2017 Çarşamba

Merhabalaaaar! Çok uzun zaman oldu buralara yeni yazı girmeyeli. Şu an sabahın 6'sı ve henüz uyuyamadım. Bu yüzden bir çılgınlık yapıp kendime çay koydum ve 2016'da en çok dinlediğim KPOP şarkılarını bloguma eklemeye karar verdim. Aslında çok daha uzun bu liste ama kısaltacağım. Çünkü okurken veya dinlerken baygınlık geçirmenizi istemiyorum. Sadece yazı yazmak beni her zaman iyi hissettirir ve bu yazıyı kesinlikle yazmam gerekiyordu *kıhkıh* 

Ayrıca ufak bir not: Şarkıları çıkış zamanlarına göre sıraladım. Yani illa en beğendiklerim en üstte diye bir şey yok. Çünkü tamamı zaten defalarca dinlediğim, kendi playlistimdeki şarkılar.
Keyifli dinlemeler  (◕‿◕✿)

여자친구(GFRIEND) - 시간을 달려서(Rough)
2016 Ocak ayında şarkının çıktığı ilk günü hala hatırlıyorum. Şarkıyı deli gibi sevmiştim. Grubu tanımıyordum bile. Hatta Yuju'nun meşhur düşme videosundaki kız olduğunu bile bilmiyordum. Sadece şarkıyı sevdim ve o gün sabaha kadar telefonumda bir yandan dinlerken bir yandan insanlar da benim gibi beğenecek mi diye Youtube'daki yorumları okumuştum. İlk defa bir klipteki dansın tamamını merak ettiğim için canlı performansı görebilmek uğruna show programlarını izlemeye başlamıştım (ve tabii ki Gizem'i de kötü emellerime alet etmiş olabilirim :P) ve ardından Navillera geldi :3  Yuju'nun sesine ölebilirim! 

TAEYEON 태연 - Rain

Taeyeon'un tek sevdiğim şarkısıdır Rain. Diğer şarkıları bana hitap etmese de bu şarkısını "Benim yağmur şarkım." olarak ilan ediyorum. Ayrıca bu hatuna her saç yakışıyor sanırım. Çünkü klipte tam bir ponçik :3

포텐(4TEN) - 지독하게

Bu şarkı 4TEN'in sevdiğim tek şarkısı. Bir ihtimal başka şarkılarını da severim diye düşünerek diğerlerine de göz attım ama sonuç sıfır. Grup live olarak pek başarılı değil. Ama bu şarkıları best!


Red Velvet 레드벨벳 - 7월 7일 (One Of These Nights)


Red Velvet'in en sevdiğim şarkısı! Bu şarkı sayesinde Red Velvet'in vokalinin güçlü olduğunu fark edebildim. Her ne kadar fanları bu tür şarkılardan pek memnun olmasa da onları sevmemi sağlayan şarkı işte budur.


GOT7(갓세븐) - Fly

GOT7 benim dikkatimi If You Do şarkılarıyla ile çeken bir gruptu. Resmen o şarkıyla gözümde çağ atladılar. Ardından Fly geldi. Son şarkılarını sevmesem de hala grubu ilgiyle takip ediyorum.


TIFFANY 티파니 - Heartbreak Hotel (Feat. Simon Dominic)

Tiffany benim SNSD'deki en beğendiğim sestir. Yıllardır solo albümünün çıkmasını bekliyordum ama komiktir ki albüm çıkınca şarkılarını hiç sevmedim. Daha sonra beni düşünmüş olacak ki birden albüm dışı olan bu şarkıyı patlattı! 
Tabii ki ben mest! *kıhkıh*


EXO - Monster

EXO'yu ilk çıkış yaptığı zamandan beri bilmeme rağmen MAMA şarkılarından beri sevdiğim tek bir şarkıları bile yoktu. Ancak bu yıl beni düşünmüş olacaklar ki hem Monster'ı hem de Lucky One'ı yayınladılar. Meğer Chen'in sesi ne kadar güzelmiş.


헤이즈 (Heize) - Shut Up & Groove (Feat. DEAN)
Bu şarkı hakkında diyebileceğim tek şey var. Nakaratını 10 saat arka arkaya dinleyebilirim. Şunu farkettim ki "rapper hatun - erkek vokal" olayı destansı bi olay. Mükemmeller <3


씨스타(SISTAR) - I Like That

Sistar'ın genel olarak her şarkısını sevebilirim. Sololarından tutun feat.lerine kadar! Ama tabii ki Hyorin'in Paradise albümünü görmezden geliyorum. Duyduğum en berbat şeydi! Neyseki ardından One More Day geldi de hemen affediverdim. I Like That ise bütün yaz dinlediğim şarkılardan yalnızca biri. Sistar'ı seviyorum! 


SEVENTEEN(세븐틴) - VERY NICE(아주 NICE)

Seventeen kesinlikle en yetenekli çaylaklardan. Hem şarkılarını, hem danslarını kendi hazırlıyorlar. Vokal, rap ve dans olarak ayrı ayrı süper yetenekli kişiler var aralarında. Aramadığın kadar da visual dolu grupta. Kısaca şarkılarının büyümesini heyecanla bekleyeceğim =) Nıhaha!


Wonder Girls(원더걸스) - Why So Lonely
Nasıl güzel bir şarkı, nasıl güzel bir klip! Sizi çok özleyeceğim hatunlarım! (Evet WG dağıldı!)


우효(OOHYO) _ 청춘(Youth)
  
Indie Kpop sevenler varsa bu şarkıya mutlaka göz atmanızı öneririm. Çoooook güzel!


I.O.I(아이오아이) - Whatta Man (Good man)

2016'da dağılmasına en çok üzüldüğüm gruplardan bir diğeri de IOI'di. Kendileri bir proje grubuydu. Yani dağılacaklarını zaten biliyorduk ama 2016'ya o kadar çok akılda kalıcı güzel şarkılar bıraktılar ki insanlar dağılmaları hiç istemedi. Bknz. BEN! Bir Crush, bir Pick Me, bir Very Very Very. Tüm sene dilimden düşmediler. Sixteen zamanı Somi'yi Twice'da görmeyi çok istemiştim. Bu sene diyorum ki iyi ki Twice'a girmemiş <3 IOI unutulmayacaklardan biri!


방탄소년단 (BTS) - ‘피 땀 눈물 (Blood Sweat & Tears)

Bu şarkı için denilecek o kadar çok şey var ki! BTS resmen 2016'ya damgasını vurdu. Benim için 2016 ilk yarısında Gfriend, ikinci yarısında BTS demektir. Bu şarkıyı kaç milyon kere dinledim bilmiyorum. WINGS albümlerini kaç kere baştan sona dinledim bilmiyorum! Tabii Onur'a da eziyet etmiş olabilirim bu milyon dinlemeler eşliğinde. Bir ara şarkıya eşlik ediyordu o derece çok dinledim gençler *kıhkıh*


BLACKPINK - '불장난 (PLAYING WITH FIRE)
2016'nın canavar çaylakları! Kpop'un ihtiyaç duyduğu grup! YG bu gruba gereken önemi vermeli. Tüm şarkılarını seviyorum diyemem ama Whistle ve Boombayah hem akılda kalıcı hem de dile dolanan şarkılardandı. Beni kendine bağlamalarını sağlayan şarkı ise Playing with Fire oldu! Efsane harika bir şarkı! Börn bebi börn!

LOOΠΔ özellikle takip ettiğim bir diğer grup. Ama buraya eklemedim. Onlardan başka zaman bahsetmeyi düşünüyorum. Daha eklemek istediğim çok şarkı var ama 15 şarkıyla sınırlamaya çalıştım. Sizinlerin 2016'da sevdiğiniz KPOP şarkıları var mı? Varsa neler? Mutlaka bana da önerin :3 Keşfetmediğim güzel şarkılara her zaman açığım.

⇒O zaman bir sonraki yazıya kadar hoşça kalın ( ´ ▽ ` )ノ

24 Mayıs 2016 Salı



 "HER YENİ BAŞLANGIÇ BİR BAŞKA BAŞLANGICIN SONUNDAN GELİR."

Kan ve Tuz
Blood and Salt (Blood and Salt #1)
Kim Liggett
Yabancı
Genç-Yetişkin, Fantastik, Korku
3,5 (5 üzerinden)
"Âşık olduğun zaman, derin bir okyanusa yüreğinden bir parça söküp atmış gibi hissedeceksin. Seni sarıp sarmalayan tek şey kan ve tuz olacak."

Uzun zaman sonra yeni bir blog turdan merhaba ^_^ Bugün sizlere Yabancı yayınevinden çıkan 2 kitaplık serinin ilk kitabı olan Kan ve Tuz kitabını yorumlayacağım. Uzun zamandır pek kitap okuyamıyorum. Daha doğrusu odaklanma sorunum var. Bir türlü başladığım kitaplar ilerlemiyor. Bu yüzden tur kitaplarımız geldiğinde birazda görev bilinciyle kitapları bitirmeye çalışıyorum. Kan ve Tuz ise aslında beklentime göre biraz düşük çıkmasaydı daha erken biteceğini düşündüğüm kitaplardan. Yorumuma gelirsek olabildiğince spoilersız yazmaya çalıştım. Genelde yorumlarıma göz atanlar bilirler çoğu zaman spoilerı döşediğimden tam bir inceleme yazısı olamıyor ama bu sefer başardığımı umuyorum :)

Ash Larkin'in hayatı diğer yaşıtlarına göre oldukça farklıdır. Yalnızca kendinin görmeye başladığı boynuna ip asılarak öldürülmüş genç kız cesetleri yüzünden zaten hayatı pek de normal değilken, annesinin akrabaları hakkında konuşmak istememesi, hatta babası hakkın hiçbir şey bilmemesi canını sıkmaktadır. Okuldan arkadaşı yardımıyla ailesinin soyunun eski Amerikan yerlilerine kadar uzandığını keşfetmesiyle uzun zamandır beklediği yolculuğa çıkacak ve bunların neden yalnızca kendi başına geldiğini çözmeye çalışacaktır.

Bence yeterince spoilersız anlattım :) Kurdele kısmını anlatmayı çok isterdim ama orayı silmek durumunda kaldım. Olur da kitabı okursanız kurdele detayının en sevdiğim kısım olduğunu hatırlayın. Kitap korku türü olarak goodreads'te belirtildiği için daha çok Anna tarzı bir hayalet hikayesi ile karşılaşacağımı düşünmüştüm ama kitap korkudan çok yalnızca mistik havası olan devamını merak edebileceğiniz bir roman. Aslında bu kitap YA olmasaydı ve bu kadar aşk detayı katılmasaydı sanırım uzun zamandır okuduğum en ilginç kitap olacaktı. Eğer alıntılardan hoşlanıyorsanız bi kaçını sizler için aşağıya ekliyorum. Bir sonraki turda görüşmek üzere :3 

ALINTILAR


"Bazıları insan olmanın en iyi yanının bilmemek olduğunu söyler. Aldatılmayı istemek doğamızda vardır. At gözlüğü takmaktan hiç vazgeçmeyiz. Yanılsama, masumiyetimize tutunma çabasından başka bir şey değildir.”

“‘Kuzgun derinlere gömülmüş sırların müjdecisidir; atalarımızın anılarının koruyucusudur ve ölümün habercisi olarak bilinir. Kuzguna hükmeden kadın, dünyaya hükmeder.’” 

"Korkmak iyidir. Yaşamak için hâlâ bir nedenin olduğu anlamına gelir.”

"Atılan her büyük adımın taşlarını kurbanlar dizer."

"Aşk aşktır, yolun onunla nasıl kesişmiş olursa olsun."

"Hepimiz kanımızda hem iyiliği hem de kötülüğü taşırız. Kanımızla ne yapacağımız ise bize kalmıştır."

15 Mayıs 2016 Pazar


Heyecanlı bekleyiş bitti ve dün gece 61. Eurovision kazananı Ukrayna oldu. Geceye bence 3 şey damgasını vurdu. Justine Timberlake, Love Love Peace Peace ve değişen oylama sistemi! Dün gece Eurovision'u sevdiğiniz halde izlemediyseniz çok şey kaçırdınızı önceden söyleyeyim. Ve yazımda bi yerden sonra yalnızca küfürler havada uçuşacak. Kendinizi buna hazırlayın derim ^_^

Eurovision dün gece Justin Timberlake'in de beleş konseri sayesinde Amerikalıların da ilk defa izlediği bir yarışma olarak tarihe geçti. Justin harika bir görsel şölenle yeni şarkısını seslendirdi. Çoğumuzun o kadar kabus şarkıdan sonra kulaklarının pasının silindiği mükemmel bir andı. Daha doğrusu dinlediğimiz şarkıların kabus olduğunu anladığımız andı! Zaten Eurovision katılımcılarının yerinde olsam buna bayaa bozulurdum. Günün yıldızı olma şanslarını bir anda sildi attı adam! Umarım bu yüzden gelecek yıllarda ünlü isimleri ağırlamaz Eurovision...

Diğer bir ilgi çeken şey ise ilk defa şarkılar ile oylama arasında geçen sürenin sıkıcı olmamasıydı. Buna Justine tabii ki dahil oldu ama en efsanesi Love Love Peace Peace'ti. Benim için direkt gecenin kazananıydı ahahhaha! İzlemeyenler için hemen şuraya videoyu bırakayım! 

Not: Bu adamı omuz twerk'i ile hatırlayacağım artık ne üzücü ahahah!

Yeni başlayanlar için: Bir Eurovision şarkısı ve sahnesi nasıl olmalı (ahahah) (Upsss 1:20'de başlıyor)


Gelelim işin en boktan kısmına! Favorilerime, şarkılara ve puanlarına geçmeden önce size bu sene yapılan yeni puanlama sisteminden bahsedeceğim. Bundan sonraki en önemli kısım bu olacağı için birazcık sabretmenizi umuyorum.

Dün gece oylama 2 şekilde gerçekleşti. Eskiden 50:50 olarak tek şekilde duyurulan jüri ve televoting (buna halk diyeceğim bundan sonra) oylamaları, artık ayrı ayrı gerçekleşecek. Birinci kısım Jüri oylamasıydı. Kısaca müzikle uğraşan bilir kişilerimizin verdiği oylar yine "12 point goes to..." şeklinde duyuruldu. Ama o kadar hızlı geçildi ki ne olduğunu anlayamadım bile. Ardından geçen yılın kazanan ülkesinin sunuculuğunda ülkelerin halk oylaması toplam bir şekilde jüri oylamasına eklendi. Bu zaten başlı başına takip edilmesi en zor kısımdı. Hangi ülkeye ne olduğunu anlamadığımdan gördüğüm tek şey 1.'nin kim olacağıydı. Jüri oylamasında 1. olan Avustralya'ydı. Halk oylamasında ise 1. olan Rusya'ydı. Toplamda ise Ukrayna 1.liği almış oldu! Benim favorim olan Polonya, Jüri oylamasında sondan ikinci iken, halk oylamasında 4.ydü. Toplamda 8. oldu. Kafanız karıştı mı? İnşallah karışmıştır, çünkü siktiğimin oylamasının artık bir amacı kalmadı. En önemli kısım ülkelerin sunduğu değil de sunucunun sunduğu halk oylaması kısmıydı. Sonuncu olan adam birden 8. sıraya yükseldi. Görünen aynen buydu. Aslında başından beri 8. olan adam sanki sonuncuymuş gibi gösterildi! Aynısı Rusya için de geçerliydi. Jüriden az bi puan aldığı için sonlarda olan Rusya, halk puanıyla birden 3. oldu. 

Kısaca yeni oylamayla Ukrayna kazandı ve...

Buna sevinenlerin gördüğü; hak eden kazandı, bu oylama sistemi harika, artık kimse komşuya vermeyecek, sonuncu olan bile 1. olabilecek, oylama ay çok heyecanlı vs. vs. vs.

Benim gördüğüm; komşusu balık ve bilumum deniz ürünü olan Avustralya politik jüriden en yüksek puanı aldı ama 1. olamadı. Halkın 1.si Rusya en yüksek puanı aldı ama politik jüriden dolayı 1. olamadı. Her ikisinde de 2. olan Ukrayna 1. oldu. Sahi benim sevdiğim şarkılar ne sikim oldu? Bu oylama neden bu kadar hızlı, neden bu kadar çok puan var, neden, neden, neden ve neden... En önemlisi ise "Sen kim sikim orada puan sunuyorsun sevgili sunucu."

Eski oylama ile ben; benim istediğim 1. olamadı. Lanet olası federaller! Hepinizin canı cehenneme. Neyse sevdiğim şarkıyı dinleyeyim! Gelecek yıl benim sevdiğim 1. olacak bwahahha...

Şu an özellikle bizim ülkemizde Ukrayna sevildiği için kimsenin umurunda değil ama ileride kendi sevdiğiniz ülkenin şarkısı 1. olamadığında duyacağımız cümleleri size söyleyeyim. "Bak! Jüriler oy vermedi. Halbuki halk bunu istiyordu. Bunlar hep POLİTİK sebep!" ya da "Müzikten anlayan jürilerin seçtiğine bak. Bir de zevksiz Avrupa halkının verdiği oylara bak! Bunlar hep POLİTİK sebep!" (Ya sabır)

Kısaca Eurovision'u deli gibi takip eden ve en zevk aldığım kısmın ülkelerin söylediği oylama kısmı olan ben, sırf siz sonunda heyecanlanacaksınız diye Eurovision'dan soğudum. Eskiden kendi sevdiğim 1. olamadığında üzülen ben, şimdi sizin beğendiğiniz sikimsonik puanlama sisteminiz yüzünden heyecanlanamıyorum. Çünkü tüm görmek istediğim hangi jüri ve hangi halk kime kaç puan vermiş, hangi ülke yüzünden sevdiğim şarkı kaybetmiş. Eskiden umrumda olmayan daha bi dolu şey... Ve bunu Eurovision bitene kadar kontrol edemeyeceğim!!! Yani Eurovision oylamasının benim için bir anlamı kalmadı. Bittiğinde baksam da olur! Aferin, aferin teşekkürler!

Dip not: Eskiden oylamayı ben de iğrenç bulurdum. Yukarıdaki yazdıklarımdan oylama değişmesin demek istemiş gibi görünebilirim ama HAYIR! Ben bunu daha az kafa karıştırıcı, daha çok kişinin sevdiği şarkıya odaklanabildiği, ülkelerin yine bize "12 point goes to..." derken en önemli şeyin bu olduğu bir oylama olması gerektiğini düşünüyorum! Ekrandaki ülke sunucuları 1 saniyeden fazla görünmedi neredeyse!!! Daha da önemlisi artık jüri ve halk puanlaması nefrete dönüştü. Gidin bakın kazanan ülkenin videolarına gelen beğenmeme sayılarına... Ben hayatım boyunca beğenmeme sayısının en yüksek olduğu bir Eurovision videosu(videoları demek istiyorum) daha görmemiştim. İnsanlar halk oylamasına o kadar takıldı ki gerçek 1.'nin Ukrayna olmaması gerektiğini düşünmüyor- buna gerçekten inanıyor! Bi işi de sıçıp batırmadan yapın ya! Allah belanızı versin yani!

Neyse yeterince nefret kustuğuma göre geçen yıllarda da yaptığım gibi tek tek şarkıları anlatmaya geçebiliriz.

Öncelikle bu sene Eurovision şarkılarını dinlemeye finalden 1 hafta önce başladım. Nedense tamamen aklımdan çıkmış. Eskiden olsa 2 ay öncesinden başlar, favorilerimi defalarca dinlemiş olur, hatta ezberleme seviyesine geçerdim. Neyse unutmadığıma şükrediyorum :D Ayrıca bu yıl kesinlikle finale kadar tüm canlı performansları izlemeyi reddettim. Yarı finallerde spoilersız kim ne yapmış Gizem'den Alican'dan filan öğrendim :D

Müzik videolarına göre canlı performansını merakla beklediğim ülkeler; Polonya, İsveç, Belarus, İsrail'di. Canlı yayını izledikten sonra ise puanlarını merak ettiğim ülkelere Avustralya, Çek, Almanya, Macaristan, Litvanya katıldı.


Polonya | Michal Szpak - Color Of Your Life
Benim favorim, kalbimin biriciği bu şarkıydı. Amcık jüri oylamasında aldıkları 7 puancık ile sondan ikinci oldular. Halk oylamasında ise 222 puan alarak 4. oldular. Toplamda ise Eurovision'u 8. olarak tamamladılar. Polonya resmen yarışmanın gerçek kazananı gibiydi <3 Neyse, ne diyorduk! Tam bi aşk! Daha ilk notayı duyduğumda kendimden geçtim. Eski Eurovision yazılarımı okuyanlar zaten bu tarz şarkıları hep 1. seçtiğimi bilirler. Yine şaşırtmıyorum kendimi ahah! Finalden önce Gizem'den sahnesinin boktan olduğunu duyduğum için, yıllardır zar zor ilk 10'a girdikleri için 1. olmasını zaten beklemiyordum. Hele finalde izlediğimde AHAHHAHA! Millet ışık gösterisinin Allah'ını yaparken yavrum heralde düşük bütçeyle anca arkaya yazı yazdırabilmiş. Hele şarkıyı söylerken refleks olarak karnını tutması, khaleesi kaşları ve el kol hareketleriyle tüm şarkı boyunca Gizem'le dalga geçtik, ama hala benim biricik birincim <3


İsveç | Frans - If I Were Sorry
Kendisi ikinci favorimdi. Üstelik sahnesinde hiçbir şey yoktu. Laf olsun diye katılmış gibiydi. Buna rağmen ilk üçte kesin olur diyordum. Jüri oylamasıyla 122 puan, halktan ise 139 puan alarak 5. oldu. Tüm yarışma boyunca sıfır heyecan takıldı. Ülkelerden gelen 12 puanları ya 1. olmayacağını düşünerek ya da ben "Bu yarışmada napıyorum." bakışı atarak umursamadı. Aşırı cool takıldı öylece. Muhtemelen zaten 1. olmak için katılmamıştı, çünkü üç yılda iki kere 1.lik almışlardı. Yanlış bilmiyorsam Eurovision'un en genç yarışmacısıydı. Yalnızca 17 yaşında :D


Avustralya | Dami Im - Sound of Silent
Bu ülkenin ilk Eurovision'a ikinci katılışıydı. Jüriden 320 puan alarak 1. oldu. Hatta ben yarışma bitti diye kesin 1. oldu sanmıştım ama halkın oylarıyla 5. oldu. Toplamda ise Eurovision'u  2. olarak tamamladı. Şarkıyı da sahneyi de sevmiştim, ama 1. olmasını hiç düşünmemiştim. Bu yüzden kazandığını sandığımda şoka girmiştim dün gece :D


Belarus | Ivan - Help You Fly
Bu şarkıyı Eurovision finalinde görmediniz biliyorum yarı finali izlemeyen arkadaşlarım :3 Çünkü o kadar korkunç şarkı arasından elendi kendisi. Neymiş efendim cıbıldakmış. Hıhım kadınlar çok giyinikti zaten! Gerçi sesi güzel olmasına rağmen sahnesi bok gibi. Yeni Power point öğrenen öğrenci gibi adeta :D Birinci olamasa bile yarı finalde elenmesini beklemiyordum kesinlikle.

İsrail | Hovi Star - Made of Stars
Şarkı, sahne, ses o kadar güzeldi ki. Hele sahne! Ohş! İlk 5'te olsun çok istemiştim, ama 14. oldu. Bu arada bunun klibine aşırı gülmüştüm. Dronelara dokunmaya çalışıp duruyodu xD



Çek Cumhuriyeti | Gabriela Guncikova - I Stand
Bu şarkıyı ilk duyduğumda sevmemiştim, ama sahnede izlerken her şey çok uyumlu göründü. Sahnesi hele eteği acayip güzeldi. Resmen tüm şarkı boyunca salyalarımı akıtıp durdum. Halktan hiç puan alamayarak yarışmayı 25. olarak tamamladılar.



Almanya | JamieLee - Ghost

Şarkı ve sahne ne kadar mükemmelse, kızın sesi ve kıyafeti o kadar vasattı. Tüm Eurovision boyunca röportajlarında KPOP'u ne kadar sevdiğinden Japon modasına olan ilgisinden falan bahsedip durdu. Jüri ve halk oylamasında sonuncuydu. Yarışmayı 26. olarak yani SONUNCU bitirdi :D Buna rağmen şarkıyı playlistime ekledim. Dinlerim ben bunu ya :D

Macaristan | Freddie - Pioneer

Ohş! Bunun hem sesine hem de kendisine hastayım! Tüm şarkı boyunca Gizem'le adama methiyeler dizmekten doğru düzgün neler oldu hatırlamıyorum! Hatta biraz abartmış olabilirim. En son gülmekten diğer şarkıyı kaçırıyordum. Ahaha! Yarışmayı 19. olarak tamamladı. Olsundu bebeyims! Seni tanıdık bu yeterli olmalı bence :D


Litvanya | Donny Montell - I've Been Waiting For This Night
Bu Donny'nin Eurovision'a ikinci katılışıydı. İlk şarkısını çok severdim. Bu da fena değildi bence. Yarışmayı 9. olarak tamamladı.

Ukrayna | Jamala - 1944
Elbette en merak ettiğiniz yorumuma geldik. Eurovision'un 1.'si hakkında ne düşünüyorum bir bakalım. 
Arkaplana atıp şarkıyı ilk dinlediğimde hakkında düşündüğüm ilk şey "Lan Türk şarkısı mı bu?" olduğuydu. Anadolu ezgisi taşıyan hoş bir şarkıydı ama beni rahatsız eden acayip depresif ve negatif oluşuydu. Sözlerine bile bakmamış, Türkçe olduğunu bile bilmiyordum. "Ulan bir insan niye ağıtla katılır şarkıya." diye düşündüm ve yarısında kapadım. Daha sonra Alican sayesinde şarkının Türkçe nakaratı olduğunu öğrendim ve sözlere dikkat ederek tekrar dinledim. Şarkı bittiğinde moralim bozuldu. Bildiğiniz şarkı yüzünden (!) moralim bozuldu. Modum düştü lan! Ağlamak falan istedim. Bir insan neden Eurovision'a böyle bi şarkıyla katılır ya? Benim Eurovision'dan beklentim aynen ilk videoda dalga geçtikleri gibi Love Love Peace Peace gibi modu yükselten, en azından üzmeyen şarkılardır. Bir şarkı beni olumsuz etkilememeli! Ha milliyetçi kardeşlerim şarkıyı bir daha dinlemeyeceği için önem vermiyordur tabii. Olsundu şarkı Türkçeydi. Ağzına sıçıp bırakıyorsa da nolmuştu. İlk defa Türkçe şarkıyla kazanmıştık. Daha ne olsundu! 

Gelecek yıllarda göreceğim ben sizi. Bundan sonraki tüm şarkılar "Anamı vurdular,bacımı bulamıyorum, vatanım nerede, ben kimim..." şeklinde olsun da göreyim sizi! Artık şarkıdan şarkıya depresyona girersiniz.

Son olarak kadının sesi de, sahne de dehşet güzeldi. Her şey şarkıya gayet uygundu. Şarkı zaten güzeldi ama EUROVISION'A UYGUN DEĞİLDİ! Hay lanet sizi! <3 <3 <3 <3

Oylama sırasında ise biliyorsunuz Polonya gönlümün birincisi olsa da kesinlikle 1. olmasını düşünmüyordum. Hatta bana 1. olmasını beklediğim şarkı sorulduğunda hep Ukrayna dedim ama hiç istemedim orası ayrı. Hatta tüm Eurovision boyunca 1. olmasın diye içimden geçirdim. Ama gelin görünki Avustralya'da 1. olmamalıydı. Çünkü Avustralya eğer kazanırsa saat farkından dolayı Almanya ev sahibi olacaktı. Ne anlamı vardı? Adamlar Eurovision'da sonuncuydu!!!! Kısaca şarkı önemliydi ama bu olay da kesinlikle benim için önemliydi. İsveç'te hep yukarılardaydı ve benim favorilerimdeydi biliyorsunuz. Ama onun da kazanmasını istemedim, çünkü 4 sene içersinde üçüncü defa 1. olacaklardı. Ne anlamı vardı. Rusya'nın hele 1. olma ihtimali olduğunda artık resmen kafayı yedim. Şarkıyı sevmemiştim! Ama o olmazsa Ukrayna olacaktı 1. :D :D Böylece kısaca kafayı yiyerek saldım gitti. Zaten 2. oylamanın şokunu atlatamamıştım. Bok gibi bi Eurovision'du. :D

Gördüğünüz gibi benim favorilerim ve sevdiğim diğer şarkılar bunlardı. Eurovision hakkında bunları düşünüyordum :D Sizler neler düşünüyorsunuz? Favorileriniz nelerdi? Yarışmaya göz atma imkanı buldunuz mu? Anlatın bakalım :3



Önceki senelerin Eurovision yazılarımı okumak isterseniz :)