This is an example of a HTML caption with a link .

8 Ocak 2012 Pazar

Kitapları koyduğum raf o kadar dağınık ki hepsini çekmeye gözüm yemedi (-_-;)


"Marie Antoinette, ne hanedanın çizmeye çalıştığı gibi kutsal bir ilâhi varlık, ne de ihtilalcilerin savunduğu gibi düşmüş bir kadındı. Marie Antoinette, sıradan biriydi. Bugün yaşayan ve yarın yaşayacak kadınlardan farklı değildi. Ne şeytani düşünceleri, ne de kahramanlık duyguları vardı. Sözün kısası bir trajedi kahramanına benzemiyordu.

Bir dahi, çektiği acıdan sorumlu değildir. Çünkü içinde taşıdığı inanç, sonsuz gücünü gösterebilmesi için ona bu ateşten gömleği giydirir. Fırtına nasıl
martıyı alır götürürse kaderin güçlü rüzgârı da dahiyi daha yükseklere sürükler. Sıradan biri ise, yaradılışı gereği sakin bir hayat arar. Trajediyi, dramı istemez. Bunlara ihtiyacı yoktur. Gölgede, sakin bir yerde kalmayı, rüzgârlardan korunarak ılık bir iklimde yaşamayı ister. Kaderin gizli eli onu kargaşalara doğru iterse kaçar, direnir, korkar. Tarihe adını yazdıracak ve dünyaya adını duyuracak sorumluluklarla karşılaşmayı istemez, hatta bundan çekinir bile... Acıyı, sıkıntıyı aramaz. Fakat yine de başına gelirse, içten değil dışarıdan gelen bir güçle ona doğru sürüklenir.

Doğuştan kahraman olmayan insanın çektiği acının derecesi, soylu bir kahramanın acısından daha az değildir. Hatta belki de daha ağırdır. Çünkü sıradan bir insanın tüm bu yükü tek başına çekmeye yetecek gücü yoktur.Sıradan biri olan Marie Antoinette,
kaderin kurbanı olarak kahramanlaşmanın en güzel örneğini verir."
-Stephan Zweig


Kitabın arka kapağında bizi bu anlatım karşılıyor. Zaten hayatı hakkında hemen hemen bir şeyler duymuşsunuzdur. Yazar da bize bunu günlük şeklinde sunmuş.


Boleyn serisini seven biri olarak, o dönemle ilgili kitapları ve filmleri ilgiyle takip etmeye çalışıyorum. Yine aynı sebepten ötürü bir de bu kitaba göz atayım dedim. Ancak yeterli bulduğumu söyleyemem. Pek o havaya sokmadı beni ^-^ Sonunu bildiğim için de ekstra heyecanlanmadım.

Ancak Marie Antoinette'in o şaşalı devrinin, yarattığı atmosferin, aşklarının ya da her şeyini bir anda kaybeden bir anne olgusunun yine de güzel işlendiğini düşünüyorum. Bu yüzden azıcık da geçer not veriyorum. Çünkü sonunda yine de beni hüzünlendirmeyi başardı. Ancak keşke bende yaşattığı tek duygu bu olmasaydı ^_^


Sonunda filmini izleyebilirim artık. Filmden önce kitabını okumayı tercih etmiştim. İyi de etmişim. Kirsten Dunst'un baş rolünü oynadığı "Marie Antoinette" filmine bir göz atın derim.

Not: Ben izledim bu sabah. Ne yazık ki görsel olarak harikayken Fransızca konuşacağım diye diyaloglardan yoksundu.

Categories: ,

0 yorum :

Yorum Gönder