This is an example of a HTML caption with a link .

5 Ocak 2013 Cumartesi


              "Sen sadece şanssızlıkları üzerine çekiyorsun, Bayan Mitchell,  
                                                                  bense günahların mıknatısıyım."



Gabriel'in Cehennemi
Gabriel's Inferno ( Gabriel's Inferno #1)
Sylvain Reynard
Optimum Kitap
Yetişkin, Romantik, Erotik
3
(5 üzerinden)


Hayli muammalı ve son derece seksi bir adam olan Profesör Emerson, gündüzleri saygın bir Dante uzmanı olarak yaşamını sürdürür, ama gecelerini hiç çekingenlik içermeyen bir cinsel zevke ayırır. Ün salmış yakışıklılığını ve üst düzey cazibesini kullanarak her hevesini tatmin etmeyi başarır, ama için için de karanlık geçmişinden ötürü acı çekmekte, tüm bağışlanma umutlarını yitirmiş olduğuna derinden derine inanmaktadır.

Masum güzel Julia Mitchell, sınıfına lisansüstü öğrencisi olarak yazılınca, cazibesi ve Julia'yla olan esrarengiz bağlantısı yüzünden Profesörün hem kariyeri tehlikeye girecek, hem de hayatında geçmişiyle bugününü karşı karşıya getiren bir olaylar dizisi başlamış olacaktır.

Gabriel'in Cehennemi, yasak aşk, baştan çıkarma ve ruhsal bağışlanma gibi alanları yoklayan ilginç, sürükleyici, vahşicesine ihtiras dolu bir yolculukta, bir erkeğin kendi kişisel cehenneminden kurtulup imkânsız sandığı şeye, bağışlanmaya ve mutluluğa ulaşmasının öyküsüdür.

Gabriel, Gabriel...

Bu kitabı okuduğumda beni sürükleyici bir aşk hikayesinin bekliyor olduğunu düşünmüştüm. Belki biraz da Grinin Elli Tonu ile kıyaslanmasından dolayı erotizm düzeyinin yüksek, olayların biraz daha sığ kalacağını... Ancak tamamen yanılmışım. Okumaya başladığımda hikayenin ne sandığım gibi bir aşk hikayesi ne de erotik unsurlar(belki son 50 sayfa hariç) taşıdığını gördüm.

Karşımda korkunç geçmişlerinin baskılarından kaçıp, yıllar sonra tekrar karşılaşmalarına rağmen kavuşmakta zorluk çeken iki karakter vardı ve yazarın yarattığı bu iki ana karakterleri de ne yazık ki sevemedim. Hem Gabriel, hem de onun biricik Beatrice'i Julia'ya adapte olmakta güçlük çektim. Bu da bende büyük bir eksiye sebep oldu.

Gabriel ilk başlarda güçlü, ihtiraslı, dışarıdan bakıldığında her şeye sahip, ödün vermeyen, acımasız bir Profesör iken; kitabın ortalarından itibaren bunalımlı ve Julia'nın annesiymiş gibi davranan bir karaktere büründü.
Julia ise güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir kız imajı çizilmeye çalışılmış ve pek başarılı olunamamış aciz, fakir, korunmaya muhtaç, kaderin yüzüne hiç gülmediği bir karakter. Belki daha bile kötüsü ^_^ Üstelik mantık hatası bir karakter. Tüm hayatı cehenneme dönmüş ve sefil bir hayat yaşamış. İstediği üniversite için münzevi bir hayat geçirmiş. Ama ne hikmetse şarabın kokusunu, tadını, rengini ayırt etmeyi bilen sanki hiç pahalı restoranlardan çıkmayan bir kız. Ne hikmetse parasızlıktan ölürken olmayan sevgilisiyle özel bir gece geçirmek için iç çamaşırı satın almış biz kız. Gabriel, Gabriel diye gezerken, Gabriel onun peşine düştüğünde frijit olan bir kız. Öyle de itici bir kız anlayacağınız.

Gabriel bir kez daha derin derin içini çekti. "Yarın cennetten kovuluyorum, Beatrice.
Tek umudumuz daha sonra senin beni bulman. Beni cehennemde ara."
Gabriel | sayfa 84

Kitabı bir bütün olarak ele almaktansa ikiye ayırmayı uygun görüyorum. Simon'un ortaya çıkışı ve ondan öncesi...

Bunu da sanırım şu şekilde anlatmalıyım. Kitabımız ilk başlarda ana karakterlerin birbirlerini tanımasına, hatırlamasına odaklanıp tekrar aşık olma evresinde seyrederken, tam her şeyin yoluna gireceğini düşündüğümüz sırada devreye geçmişteki karanlık sırlar giriyor. Her iki tarafın da kalpleri yaralı. Hem de birçok sorundan dolayı. Yukarıda adı geçen Simon da Julia'nın geçmişinden biri ve onun devreye girmesi kitabı oldukça heyecanlı, hikayeyi daha aksiyonlu hale getiriyor. O sayfaları okurken kitap hiç bitmesin istemiştim ve yazarın polisiye yazmasını destekleme kararı almıştım. Ancak her güzel şey gibi aksiyon da bitmiş, tekrar romantizme kaymıştı kitap ve bu da benim kitabın türüyle çeliştiğim anlamına geliyor :)

Kitapta en çok dikkatimi çeken şey ise yazarın "Dante Alighieri"nin yaşamından ve eserlerinden sık sık bahsetmesiydi. Size tavsiyem bu kitabı okumadan önce en azından Dante'nin hayatına bir göz atın. Kitapta her ne kadar bahsedilse de başlarda en azından duruma yabancı kalmazsınız. 

Ayrıca yazar yalnızca bununla yetinmeyip kitapta Rönesans döneminden birçok tablo ve heykelden bahsettiği için Google'dan sık sık yardım almak durumunda kaldım. Hatta yazar işin dozunu birazcık kaçırıp o kadar çok şarkıdan bahsetti ki dayanamadım onları da Youtube'dan dinlemek zorunda kaldım. Çünkü yazar bunu bazen karakterlerin ruh hallerini tanımlamak için kullanmış ve hiçbir ipucu vermemişti. İnanın kitaptan en zevk aldığım kısımlar bu kısımlardı :) Yani anlayacağınız bu kitap bir çırpıda okuyayım bitsin diyebileceğiniz bir kitap değil. Arada kısa da olsa aralar vermek zorunda kalıyorsunuz :)

Dinlerken en beğendiğim müzikleri de eklemek istiyorum. Ben tüm kitap boyunca çalan şarkıların bir çoğunu tekrar tekrar dinledim :)















Kitapta en sevdiğim karakter Gabriel'in üvey kız kardeşi Rachel oldu. Annesinin vefatından sonra düğününü defalarca iptal eden Rachel, aynı zamanda iki ana karakterin arabulucusu, sıcak, anaç, zeki bir kız. Onun dahil olduğu kısımları okumak eğlenceliydi.

Ve gelelim dikkat etmeniz gereken en büyük duruma...

Bu kitaptaki her karakterin sorunlu bir yanı vardı.  Gabriel ve Julia'nın geçmişleri, Gabriel'in kız kardeşi Rachel'ın düğününü iptal edip durması, erkek kardeşiyle Habil ile Kabil durumları, yeni eşini kaybetmiş bir baba, Julia'nın psikopat annesi ve o anneyle yaşamaya mahkum eden babası, Gabriel'in yaşamındaki insanlar Paulina, Prof. Singer, Julia'nın belalısı Simon ve Julia'nın lisedeki en yakın arkadaşı...
Daha hatırlamıyorum ama zaten geriye iki ana karakterden sonra en çok adını duyduğumuz Paul kaldı. Ama o da farkında olmadan Julia tarafından kandırılıyor. Gabriel ile olanları bilmiyor ve öğrendiğinde (muhtemelen ikinci kitapta olabilir) tavrının pek de hoş olmayacağını düşünüyorum. Bu yüzden bu kadar çok sorunlu karakteri okumak beni ne yazık ki mutsuz etti. Bu kitabı eğlenmek için okumayın, bu kitap mutsuz insanlarla dolu.

Çeviri içinse söylemek istediğim birkaç şey var. Bazı kelimelerin anlamları yumuşatılmış ve sansür uygulanmıştı. Yazarın sansür uygulama gereği duymadığı bir şeye sansür uygulanması beni rahatsız etti açıkcası. Ancak araştırdığımda yayınevinin zaten bu durumu değiştirdiği ve serinin ikinci kitabı olan "Gabriel Arafta" da sansüre gidilmediğini okudum. Oldukça yerinde bir karar almış yayınevi.

Ve tabii yabancı kelimeleri sayfanın en altına not düşmeme meselesi var. Çok rahatsız edici bir ayrıntıydı ne yazık ki :/ Bir de bu yüzden sözlük kullanmak için internete başvurmak durumunda kaldım.

Son olarak şunu da eklemeliyim ki kitap "Gri'nin Elli Tonu" ve "Alacakaranlık"ın etkisinde kalınmış (özellikle ana karakterlerin dikkat çekici özellikleri bu kitaplardan alınmış) bir fanfic. Okuyanların da fark edeceğini düşünüyorum :)


Bunları biliyor musunuz?

  • Yazarın yabancı birçok fanına kendi dilinde hitap ettiğini, (Bize Türkçe olarak Twitter'ından "Teşekkür ederim." yazmıştı) 
  • Yazar, Gabriel'in Cehennemi adlı serisini önce 2 kitap olarak tasarlamış ve hikayeyi bitirmiş olmasına rağmen, şu anda üçüncü kitabını yazmakta olduğunu, (Dante'den ilham alıp ikinci kitapta bitirmesi pek de hoş olmazdı zaten :D) 
  • Üçüncü kitabın muhtemel isminin Gabriel'in Cenneti(birinci kitaba göre), Gabriel Cennette(ikinci kitaba göre) olduğunu,
  • Yazarın Gabriel karakterini yaratırken kendinden ilham aldığını, hatta "Eğer bana kendi yaşamımda bu kadar lütuf ve af bahşedilmese Gabriel'in birebir kopyası olurdum." dediğini,
  • Yazarın yazmayı en sevdiği duygunun öfke olduğunu, (Yazar bu duygunun mizaha zemin hazırladığını düşünüyor. Öfke ve mizah...)
  • İtalya Turizm Bakanlığı yazarın İtalya sanat ve kültürünü bu kadar derinlemesine anlattığı için hizmet nişanı vermeye hazırlandığını, (Bundan bir röportajında bahsetmiş)
  • Özel yaşamının ortaya çıkmasından hoşlanmadığı için yazarın gizemli takıldığını ve hiçbir fotoğrafının nette olmadığını, (Hatta öyle ki kendisinin erkek olduğunu düşünmemizi istemesine rağmen bir bayan çıkması bile muhtemel :D)
  • Hikayeyi geçen yıllarda Sebastien Robichaud takma adıyla bir internet sitesinde Twilight Fanfic olarak yazdığını, ancak daha sonra Sylvain Reynard adıyla e-book olarak piyasaya sürdüğünü,
  • Goodreads'ten keşfettiği yazar Heather Huffman ile beraber yeni bir kitap yazmayı planladıklarını,
  • Yazarın kitaptaki favori repliğinin "angelfucker" kelimesinin geçtiği tüm cümleler olduğunu ve bunu çok komik bulduğunu, (Hatta yazar rabbitfucker olarak da türetiyor bu kelimeyi xD Angelfucker = Melekbozan olarak çevrildi.)

raflarinarasindan.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Çekiliş
                         sssuigenerisss.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Kitap Okuma Rehberi
      metropolgunlugu.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Ön Okuma
                             thcodex.blogspot.com  |  Kitap Yorumu  - Yazar Tanıtımı   
             mirielenda.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Yarışma 

Hala çekilişe katılmadınız mı?  2 Gabriel'in Cehennemi kitabından birini kazanmak için bu adrese tık tık!

Daha bitmedi! Yarışmamızla 1 Gabriel'in Cehennemi kitabı hediye ediyoruz. Eğer katılmak istiyorsanız bugün(5 Ocak) saat tam 21:00'de başlayacak olan yarışmamızı Facebook adresimizden takip etmeyi sakın unutmayın!

Hepinize bol şans ;)

0 yorum :

Yorum Gönder