This is an example of a HTML caption with a link .

4 Mayıs 2015 Pazartesi


HUZUR İÇİNDE YAŞAYABİLİRDİM. AMA DÜŞMANLARIM BANA SAVAŞ GETİRDİ.

Kızıl Yükseliş
Red Rising (The Red Rising Trilogy #1)
Pierce Brown
Pegasus
Distopya, Bilim-Kurgu, Genç-Yetişkin
5 (5 üzerinden)
Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. 

Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır. 

Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

Herkese selam! ^_^ Yepyeni bir blog turla karşınızdayım. Pegasus Yayınlarından çıkan 3 kitaplık Kızıl İsyan serisinin ilk kitabı olan Kızıl Yükseliş, adeta bomba etkisi yaptı biz Oburlarda. Fazlasıyla sevdiğimizi yorumlarımızı okuyunca göreceksiniz. Kitaba geçmeden önce yaşadığım bir aksaklığı anlatmak istiyorum sizlere. Biliyorsunuz -ya da öğreneceksiniz- İzmir Kitap Fuarı boyunca stand görevlisi olarak çalıştım ve bu kitabın turu tam da fuar sırasında başlayacaktı. *yazısı için tıktık* Kitap elime geçer geçmez okumaya başlamıştım, ancak yorgunluktan olsa gerek kitabı okurken fark etmeden yığınla sayfa atlamış ya da bilinçsiz okumuşum. Kitap koskoca MARS'ta geçerken Mars ile ilgili tüm bilgiler beynimden silinmiş. Bunu da komik bir biçimde fuar sırasında Gizem'den öğrenmiş oldum. Neyse ki tur tarihimiz ileri alındı ve ben kitabı 2. kez baştan başlamak üzere yavaş, yavaş okuyabildim ahaha. Hadi, o halde kitaba geri dönelim.

Darrow, genç ve iş yapabilir durumdaki tüm Kızıl erkekleri gibi Mars'ın derinliklerindeki Helyum gazını çıkarmaya kendini adamış bir CehennemDalgıcıdır. Diğerleriyle yaşadıkları gezegeni daha iyi bir yere dönüştürmek ve torunlarına harika bir gelecek sunabilmek için çalışırlar. Altınların en başta ve Kızılların en sonda olduğu renklerle kodlanan bir kast sistemi mevcuttur. Bir gün Darrow'un sevgili karısı idam edilir ve Darrow, ertesi gün şimdiye kadar bildiği her şeyin yalandan ibaret olduğunu öğrenecektir.


Bu kitabı 3 kısıma ayırarak anlatmak istiyorum. Çok fazla spoiler vermeyeceğim. Yine de ona göre temkinli okuyun derim.

Öncelikle Darrow'un hiçbir şeyden haberi olmadan kendini Helyum çıkarmaya adadığı, her şeyin güzel karısı Eo'dan ibaret olduğu ve tüm Mars'ın Kızılların onu hazırlayıp gelecek nesillere sunması fikrinden oluştuğunu sandığı yürek burkan, sinir bozan bir ilk kısım bu. Bu kısımda okuyanların neşesini kaçıracak sıkıcı bir kısım olduğunu itiraf etmeliyim. Çünkü siz bir şeyler döndüğünün farkında olup da Darrow olmayınca her şey can sıkıcı olabiliyor.

İkinci kısım ise işlerin güzelleştiği ve her şeyin Açlık Oyunları'nı andırdığı kısıma geliyoruz. Burada detay vermeyeceğim ama insanların neden bu kadar Açlık Oyunları'na benzettiğini anladığınız kısımdır burası. Ama, hadi ama! Bu kısımları Açlık Oyunları'nda ilk görmesem Pierce'in evreninde daha çok seveceğim kesin. Yazarın hayalgücü enfes. 

Üçüncü kısım ise intikam kısmı diyorum. Vay canına! Bu kitabın erkek bir yazarın elinden çıktığı nasıl da belli oluyor. Şimdiye kadar çıkan popüler YA, Distopya kitapları arasında en sevdiğim kısımlar burasıydı. Çünkü kitabın bir anda Epik fantastik kitabı okuyormuşcasına değiştiği yer burada gerçekleşiyor. Savaş kısımlarında baygınlık geçirmediğim tek YA, distopya kitabıdır kendisi. Buradan kutluyorum yazarı tekrar.

Geçelim kitabın çevirisine. Burada bir not düşmek istiyorum. Yazar, canım naptın sen? Bir kitap nasıl zor okunur, kelimeler nasıl beyin yorar ve bir önceki cümleyi unutturur diye deneme mi yapıyorsun? O ortası büyük başlayan (okurken anlayacaksınız a dostlar) kelimeleri ezberleyene kadar canım çıktı. Şu an çevirmene saygı duyuyorum resmen. Bir diğer saygı duyduğum şeyse kitabın öpülesi, sevilesi ciltli kapağı. Harikaaaaaaa!

Gelelim bu turda bana düşen yazar ve kitapla ilgili ilginç bilgilerin bulunduğu kısma.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

*Yazar, Kızıl Yükseliş'ten önce 6 başarısız roman yazmış ve 130 red mektubu almış. (Üzücü tabii :/)

*Film hakları için bir nevi açık arttırma savaşı yaşanmış. Universal film haklarını kazanmış, filmi World War Z’den tanıdığımız Marc Forster yönetecekmiş. Senaryoyu ise kitabımızın yazarı Pierce Brown yazıyormuş.

*Kitabı, bir doğa yürüyüşü sırasında aklına gelen Yunan tiyatro oyunu Antigone’dan esinlenerek yazmaya başlamış.

*Kitabın Mars’ta geçmesinin nedenlerinden biri de Yunan panteonundaki tanrılardan Mars imiş.

*Yazar kitabı 2 aydan kısa bir sürede yazmış.

*Kitaptaki sınıf ayrımı ve sınıfların renklerle isimlendirilmesi fikrini de Plato’nun Republic’inden esinlenmiş.

*Sınıfların kendi içlerinde kullandıkları argo ve jargon da esinlenme ürünüymüş. Örneğin kırmızıların dili 19. Yüzyılın ikinci yarısında New York’a göçen İrlandalıların diline benzerlik gösterirken, grilerin dili İngiliz Cockney aksanından izler taşıyormuş.

*Yazarın tarzını etkileyen yazarlar arasında Stephen King’ten George R.R. Martin’e, Tolkien’dan Rowling’e kadar birçok isim varmış. Ama ona göre en çok Frank Herbet’ın Dune’u ve Alexander Dumas’ın Monte Kristo Kontu eserleri kendi kitabına paralellik taşıyormuş.

*Yazar günde en az 8 saat yazmaya çalışıyormuş. Yazmadığı zamanlarda suçluluk hissettiği için yazmaya da herhangi bir iş gibi bakıyormuş. Sabah kalkıp kahvaltı ettikten sonra zihni açılsın diye şiir okuyormuş.

*Yazarken yanından kahvesini eksik etmezmiş. Ayrıca bir nevi trans durumuna geçmek için gürültü önleyici kulaklıklarını takıyormuş. Arkadaşları arada odasına gizlice girip ödünü koparıyorlarmış bu huyunu bildikleri için (ahahaha)

*Kitaptan favori alıntısı PAX AU TELEMANUS imiş yazarın.

*Yazar Del Rey yayınevi için Star Wars ile ilgili kitap yazdığını duyurmuş.

*İlk kitap Mars’ı anlatırken ikinci kitap tüm güneş sistemini içerecekmiş. (Bu da minnak ipucumuz olsun :3 )


Eveeeeeet! Bir turun daha sonuna geldik. Eğer genç-yetişkin, distopya severiyseniz, bu kitaba da mutlaka şans verin derim. Filmi çıktığında görüşürüz canlar *galpçik* asjdsdahd

02 Mayıs   raflarinarasindan.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Ön Okuma
02 Mayıs   fanboyungunluguu.blogspot.com |  Kitap Yorumu - Renkler ile İlgili Bilgi
03 Mayıs   sssuigenerisss.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
03 Mayıs   kutsalyorumcu.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Tanıtım Videosu
04 Mayıs   mirielenda.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Bunları Biliyor musunuz?
04 Mayıs   thcodex.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Tanıtım Videosu
05 Mayıs   pinucciasbooks.blogspot.com |  

0 yorum :

Yorum Gönder